Alihan Erdoğan ve Ezgi Ceylan ile Söyleşi Yaptık!

19.07.2024

 

#GençSanatçıFonu (GSF) 2023 dönemi yararlanıcıları Alihan Erdoğan ve Ezgi Ceylan ile GSF üzerine konuştuk. ✨

"Duvarlar Bile Biliyor: İmroz Şarkıları", Müzik

Merhaba, 6 yıldan fazla zamandır birlikte müzik yapan, genellikle yerel müziklerin icrasına odaklanmış iki müzisyen olarak ALİKEV’in Genç Sanatçı Fonu’nu almaya hak kazandık. İsimlerimiz Alihan Erdoğan ve Ezgi Ceylan. Yıllar evvel bir müzik grubunun mensubu olarak konser vermek üzere geldiğimiz İmroz’un atmosferi ve politik gayelerle unutturulmak istenen kültürünün çekimine kapılıp İmroz’da yaşamaya başladık. Burada yaşayan yerel müzisyen Timoleon Çaknis’ten öğrendiğimiz parçaları yorumladığımız bir çalışmayı geçmişte de gerçekleştirmiştik, şimdi ALİKEV’in Genç Sanatçı Fonu’nun da desteğiyle yeni yerel parçaların izini sürüp kaydetmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Günlerimiz müzik ve neşeyle, dost cemiyetleri içerisinde dayanışarak çalışmakla, paylaşmakla ve çalıp söylemekle geçiyor.  

 

 

Bir senedir yerleşik olduğumuz öncesinde de sık sık gidip geldiğimiz İmroz, Türkiye’nin en büyük adası ve 1960’lara kadar Rum nüfusun çoğunlukta olduğu, Lozan’da özel statü verilmiş, yerel yönetimde özerk bir ada... Adanın milliyetçi devlet politikalarınca "Rumsuzlaştırılması" sürecinde, Rumları hem fiziksel hem de kültürel bir yok oluşa mahkum etmeye çalışan uygulamalar söz konusu. Oysa Rumların yüzyıllardır evi olan bu Ege adası, geçmişte her şeyin üretildiği bereketli bir yerdi. Kadim bir kültür ve gelenek inşa etmiş mutlu insanların adası, Kıbrıs sürecinde iki ülke arasında yaşanan gerilimler neticesinde bir nevi cezalandırıldı. Devlet aklı işi isim değişikliğine kadar vardırdı. Sürece yakından bakacak olursak, adadaki yerli nüfus olan Rumların okulları kapatıldı, ticari kaynakları devlet politikalarıyla kısıtlandı, tarım arazileri istimlak edildi, adanın en büyük köyü olan Shinudi (Dereköy) yakınlarında tarım açık cezaevi kurulmasının akabinde Rum nüfusun huzuruna yönelik tacizler giderek arttı. Bu süreç adanın hızla boşalmasıyla neticelendi. Bizim adayla bağlarımız kuvvetlendikçe, yaşadıkları yeri terk etmek zorunda kalan Rumların hikayelerini yıllar sonra çocukluklarını geçirdikleri adalarına geri dönenlerin ve sonradan yerleşen insanların tanıklıkları üzerinden öğreniyoruz çoğunlukla. Bununla beraber ada üzerine yazılmış çeşitli akademik ve kurmaca eserler de mevcut. Tarihsel olarak bu tanıklıkların belgelenmesi elbette önemli, yine de resmi devlet anlatısının dışına çıkabilen kaynakların sayısı oldukça az ve "tanıklık", muhtevasındaki temsiliyet sorunu sebebiyle tartışmaya açık bir konu olmaya teşne. Bu noktada bizim tanıklık iddiamız ancak sözlü kültür eseri olarak addedebileceğimiz ada yaşantısına ve kültürüne dair izler taşıyan ada parçalarının ve müziğinin aktarılmasına aracılık etmek ve dönüştürülmeye çalışılan kültüre sahip çıkmak, toplumsal hafızayı diri tutmak olabilir. 

 

 

ALİKEV ekibi ve fon kazanan diğer sanatçı arkadaşlarla ilham verici bir uyum içerisinde üç gün geçirdik. Farklı disiplinlerden insanlara kendimizi tanıtmak, adanın hikayesini ve projemizi anlatmak ve fikirlerini edinmek oldukça değerliydi. Netice itibarıyla projemizde epey yol aldık, parçaların düzenlemelerini tamamladık ve stüdyo günlerimizin arefesindeyiz. Mevcut projemiz kapsamında diğer yararlanıcı sanatçılarla doğrudan bir iş birliği kurgulamamış olsak da tanışıklıklarımızın gelecekte yeni projelere ve üretimlere imkan tanıyacağını hissediyoruz. Bu güvenli ve ilham verici ortamı tesis eden ve birbirimizi tanımamızı sağlayan ALİKEV ekibine tüm çabaları için teşekkür ediyoruz.

 

 

Öncelikle sürecin en başından beri yanımızda olduğunu hissettiren güzel bir ekiple çalışıyoruz. Bu ekibin deneyimi ve birikimiyle proje sürecinde son derece yerinde dönütler alarak ve farklı disiplinlerden çeşitli bakış açılarını tanıyarak ilerliyoruz. Sanatın farklı dallarından insanlar ve sanat emekçileriyle bir arada olmak son derece ilham verici ve hem şimdi hem de gelecek için sıkı dayanışma ağları örmeyi vadediyor. Ülkemizde sanatçı olmak, üretimlerinde yalnızlaşmakla baş etmeyi de gerektiriyor. Maddi ve manevi dayanak bulamayarak tutunmaya çalışmak ya da bulduğunda da kendi çizginden ödün vermeni gerektirecek bir üretim süreci içine girerek kendine yabancılaşmanı sağlayan düzenin içinde bir nefes olan ALİKEV ve benzer kuruluşlar iyi ki var. Zira bir sanatçının kariyerini şekillendirirken de kılavuz olabilecek eğitimler ve atölyelerin bu süreçte bizler için son derece önemli imkanlar olduğunu düşünüyorum.

 

 

Geçmişte herhangi bir kurumla sanatçı kimliğimiz üzerinden ilişkilenmedik. 

Bonus soru: GSF’ye başvurmak için 3 sebep söyler misin :) 

Dostane ve güvenli çalışma ortamı, 

ALİKEV ekibinin iyi niyetli, açık ve dinamik iletişime yatkınlığı,

Sanat yoluyla Ali İsmail’in “özgür dünya” hayalini ve hatırasını yaşatmak.

 

 

 

Blog Yazıları

Haberler & Güncel Bilgiler

Bekleyin...